Örnekler müzik sektöründen. Ama tiplemeler evrensel. Bugüne kadar hayat bazılarını karşınıza çıkarmadıysa öyle hemen sevinmeyin. Yakında karşınıza çıkarlar. Çünkü heryerdeler. Üzgünüm!

Terminoloji Terminatörleri

Müzikle ticari olarak ilgilenen insanlar (jingle, reklam müziÄŸi, dizi/film müziÄŸi yapanlar), kariyerlerinin baÅŸlangıcında, müzik bilgisi olmayan insanlarla müziÄŸin nasıl konuÅŸulacağını öğrenirler. Günlük konuÅŸmada kullanılan “sert/yumuÅŸak, sakin/hareketli, coÅŸkulu/duygusal” gibi parametreleri müzik diline nasıl tercüme edeceklerini zaman içerisinde pekiÅŸtirirler. İşin en kritik noktalarından biri zaten bu tercümeyi doÄŸru yapabilmektir.

Bu noktada iÅŸin içine Terminoloji Terminatörü (TT) girer ve herkesin kafasını karıştırır. TT aslında iyi bir müzik dinleyicisidir. Tek bir tarza baÄŸlı kalmaz, farklı tarzlarda hoÅŸuna giden müziklere her daim açıktır. mp3 çalarında Beethoven da vardır Bergen de. Gençlik yıllarında gitara merak sarmış, bir hayli de parça çalmayı öğrenmiÅŸ ama sonra iÅŸ-güç derken bırakmıştır, kim böyle ÅŸeylere zaman ayırabiliyordur ki zaten. Ama oÄŸluna düzenli flüt dersleri aldırmaktadır. Herneyse…

TT konuÅŸmasını müzik terminolojisiyle süslemeye bayılır. Bu onu bir zamanlar müzikle haşır neÅŸir olduÄŸu, kumsalda gitar çaldığı gençlik günlerinin tasasız mutluluÄŸuna götürmektedir çünkü… Fakat derken bir gün…

TT: Ama bu olmamış, hiç olmamış. Ben böyle birÅŸey istemedim ki…
Müzisyen: Ama son konuşmamızda daha tempolu birşey istediğinizi söylemiştiniz?
TT: Evet?
M: İşte ben de müziği daha tempolu yaptım, tempoyu artırdım.
TT: İstediğim bu değildi ki benim, bu daha hızlı olmuş, ne o öyle koşar gibi!
M: Ama tempo…
TT: Evet tempo, tempolu olmalı, böyle davullar, bateriler falan.
M: …

Bu da benim bizzat yaşadığım bir konuşma:

TT: Orkestral birÅŸey var kafamda, senfonik…
Ben: Bir örnek verebilir misiniz?
TT: Bryan Adams gibi mesela.
Ben: Hmm, peki.

BaÅŸetme Yöntemi: Herkes aksi kanıtlanana dek TT’dir. O nedenle müşterinin telaffuz ettiÄŸi her türlü müzik terimini (tempo, dinamik, kadans, (Allah göstermesin) kreÅŸendo, soprano ve allegrio con risotto) sorgulamak ve tam olarak ne istediÄŸini öğrenmek gerekir. Aynı ÅŸey müzik teknolojisine iliÅŸkin terminolojide de geçerlidir (eko, volüm, bas/tiz, (ve özellikle) desibel gibi).

Torpilciler

“Kızımın/karımın/kız arkadaşımın sesi çok güzel, ÅŸarkıyı ona söyletelim” neÅŸeli önermesiyle kendilerini hemen ele verirler. Muhtemelen sözkonusu diva ile yakın geçmiÅŸte aralarında yaÅŸanan kiÅŸisel bir sorunu tatlıya baÄŸlamak ve onun gönlünü almak gibi bir kaygıyla hareket ediyorlardır. Ya da o diva’nın yetenekli olduÄŸuna kendilerini gerçekten inandırmışlardır ki, bu durumda (bir diÄŸer baÅŸlık altında incelediÄŸimiz) Egocan’larla uzaktan akraba olduklarını söyleyebiliriz (bkz. yansıtılmış ego). Her iki durumda da kesin olan tek ÅŸey varsa, bu iÅŸi kabul etmeniz halinde profesyonellik düzeyinin yerlerde sürüneceÄŸidir. Üstelik öyle çok ender rastlanan bir durum da deÄŸil, gayet yüksek rating alan tv programlarının müziklerinde dahi görülmüş bir durum bu.

Tevekkül moduna girip “denemekten zarar gelmez, belki kızın sesi gerçekten iyidir” diyebilirsiniz. O da bir ihtimal tabii, sonuçta bu ülkede her yıl ortalama 40 kiÅŸi Milli Piyango’dan zengin olmakta. Size de çıkabilir. Ama çıkmazsa, o berbat performansı düzeltmek için harcayacağınız uzun saatler sizi bekleyecektir. Ve hiçbir edit, melodyne yahut auto-tune, o diva’nın anlaşılmaz diksiyonunu ya da söylediÄŸi sözcüklere anlam veremeyen donuk performansını kurtarmaya yetmeyecektir.

BaÅŸetme Yöntemi: Torpilci kararlıdır, çünkü baÅŸka cephelerde köşeye sıkışmıştır ve bu onun çıkış yoludur. Onu ikna edemezsiniz. Onun yerine diva’ya çalışın. “Bir deneyelim” deyip stüdyoya getirin. Ses kayıt stüdyoları benim diyen ÅŸarkıcıyı bile geren ortamlardır, bir kerecik olsun bunu avantajınıza çevirin: Diva’yı iyice gerin ve gevÅŸemesi için yardımcı olmayın. “Ben bu iÅŸi yapamıycam ühühü” diye koÅŸarak kaçana dek tepesinde boza piÅŸirin. Sonra “denedik olmadı” deyip kendi istediÄŸiniz ÅŸarkıcıyı getirin ve iÅŸi onunla tamamlayın. Belki kalpsizce görünecek ama en iyi çözüm bu; sonuçta hem projeyi kurtarmış, hem de diva’ya ve Torpilci’ye uzun vadede iyilik yapmış oluyorsunuz.

Bir Bilene Soranlar

Bu gruptaki insanların tanıdığı, güvendiÄŸi, “bu iÅŸlerden çok iyi anlayan” bir kiÅŸi vardır. Bu bilirkiÅŸi sizin yaptığınız herÅŸey hakkında ileri geri ahkam keser, eleÅŸtirir. Fakat her ne hikmetse elini taşın altına sokup birÅŸey yapmaz. BilirkiÅŸiyi asla behemahal karşınızda görmezsiniz, ama hayaleti projenizin üzerinden hiç eksik olmaz. Esasen, George Orwell’in Büyük Birader karakterinde olduÄŸu gibi, her iÅŸinizi gözetleyip burnunu sokan bu elemanın gerçekte varolup olmadığından dahi emin olamazsınız. Belki de sadece müşterinin hayalinde ve “valla biz yaptığınız müziÄŸi beÄŸendik ama Orhan yeterince çarpıcı bulmadı” türünden ifadelerinde can bulmaktadır.

BaÅŸetme Yöntemi: ÇocukluÄŸunuzdan hatırlayacaksınız, mahallede bir çocuk olur hani. Tatsız durumlarda özneyi kendinden iteleyip hayali arkadaşı tavÅŸan kulaklı tüftüf’e kaydırır ve “tüftüf burayı sevmedi, gitmemizi istiyor” der. İşte o çocukla konuÅŸuyormuÅŸ gibi davranın, nazik olun: “Peki tüftüf müziÄŸi daha çarpıcı hale getirmek için ne yapmamızı öneriyor?”

Yüzü Gülmezler

Ömürlerini az önce limon yalamış gibi bir yüz ifadesiyle ortalıkta dolaşarak geçirirler. Gastrit gibi elde olmayan durumları tenzih ederek, bu yüz ifadesinin iki alt mesajı vardır: 1) Tüm kainatın varlık sebebi bu insanları mutlu etmektir, 2) Tüm kainat bu temel görevini çok ama çok ihmal etmektedir. Etraftaki herkes aptal ve yetersizdir, ortaya çıkan işler yüzkarasıdır.

Bu gruptakilerin gücü ve yetkisi arttıkça şikayetleri de artar, ve etraflarında onları memnun etmek için çırpınan insanlar, bu çabalarıyla sadece Yüzü Gülmezlerin beğenmeme reflekslerini beslediklerinin farkına çok geç varırlar.

BaÅŸetme Yöntemi: Duyacağınız en güzel sözün “ne yapalım, bu da olmadı ama artık idare etmek zorundayız” olacağını peÅŸinen kabul ederseniz bu insanlarla çalışabilir, hatta uzun vadeli iÅŸ iliÅŸkileri dahi kurabilirsiniz. Yani durum sizin kendi beklentilerinizi (ve standartlarınızı) ne kadar aÅŸağı çekeceÄŸinize baÄŸlı.

Hydra

Yunan mitolojisindeki bu çok baÅŸlı canavarın çaÄŸdaÅŸ iÅŸ hayatındaki enkarnasyonu ”her kafadan bir sesin çıktığı ÅŸirket”tir. İşi A ile konuÅŸursunuz, sonra B devreye girer ve bambaÅŸka ÅŸeyler söyler, tam onların ikisini uzlaÅŸtıran bir çözüm üretirsiniz ki C çıkar ve hiçbir ÅŸey eskisi gibi olmaz. C’yi memnun edecek bir çözüm bulsanız bile, artık bilirsiniz ki, D, bir sonraki hamlenizi ekarte etmek için köşede beklemektedir.

BaÅŸetme Yöntemi: Efsaneye göre Heracles, Hydra’ya kılıcı ile giriÅŸmiÅŸ, fakat kestiÄŸi her başın yerine canavardan iki yeni baÅŸ çıktığını görmüştür. İş hayatındaki Hydra’lar da maalesef böyle. Heracles gibi bir elinizde meÅŸale, diÄŸer elinizde altın bir kılıç, arkanızda Athena gibi bir savaÅŸ tanrıçası yoksa bu iÅŸe hiç kalkışmayın derim.

Egocan’lar

Spotlar onların üzerinde olmadığı zaman sinirden olduÄŸu yerde zıplayan insanlar. Öznesi “ben” olmayan cümle kurmazlar pek; örneÄŸin: “Bugün hava çok güzel” boÅŸ gelir de “bayılırım ben böyle havalara” derler. “Çok iyi bir müzisyensin” deÄŸildir de “çalışmalarını baÅŸarılı buluyorum”dur. Åžu veya bu ÅŸekilde egolarını parlattığınız sürece sizden iyisi yoktur. Bunu keÅŸfeden ve kullanan bir kısım insan bunların çevresini sarmış olacağı için, aynı tıynette deÄŸilseniz bu insanlarla çalışma olasılığınız düşüktür.

Başetme Yöntemi: Değmez, uzak durun derim.

Bilemeyenler

“Sen buna bir bak, bakalım aklına nasıl birÅŸey gelecek, sonra oturur konuÅŸuruz, bir de ÅŸey zaten, ÅŸey var, pardon, öbür hat çalıyor cevaplamam lazım, sen bak iÅŸte, hadi baaay” gibi bir brief‘le şıp diye tanıyabileceÄŸiniz insan grubudur. Bu ucu açık yetkilendirme ilk bakışta sanki size geniÅŸ sanatsal özgürlükler sunuyormuÅŸ gibi görünse de, esasen yaptığınız, karanlıkta hareketli bir hedefe ateÅŸ etmekten farksızdır. Zira ortaya çıkardığınız çalışmayı götürüp dinlettiÄŸinizde alacağınız cevap “ama ben böyle birÅŸey istememiÅŸtim ki” olacaktır (sizi peÅŸinen korkutup kaçırmamaya özel bir özen gösteriyorsa nazik davranıp “bu da çok güzel olmuÅŸ, ama benim aklımda daha farklı birÅŸey var” da diyebilir. İkisi aynı ÅŸey).

Hafiften diklenip “peki nedir tam olarak sizin istediÄŸiniz ÅŸey?” diye sormanın herhangi bir yararı yoktur. Sorular Bilemeyen’i kızdırır, kendini köşeye sıkışmış gibi hissettirir. Onu bir konuya odaklanmaya ve kendisini ifade etmeye zorlamaktasınızdır ki, bunu yapacak olsa ilk baÅŸta yapacaktır zaten. Daha da üzerine giderseniz yapacağı ÅŸey, iÅŸveren kartını oynayıp “Müzisyen olan sensin, bu kararları benim adıma vermen için sana para veriyorum” demektir.

Bilemeyen’ler, saatlerce konuÅŸup tek bir niteleme sıfatı dahi kullanmamak gibi doÄŸuÅŸtan gelen bir yeteneÄŸe sahiptirler. Bu yüzden ne kadar zorlarsanız zorlayın, yapılacak iÅŸe dair diÅŸe dokunur bir bilgi alamazsınız.

BaÅŸetme Yöntemi: Bilemeyen’e çeÅŸitli örnekler dinletip “bunlardan hangisi sizin aklınızdakini daha iyi yansıtıyor?” diye sormak, ve taraflardan her ikisinin de zamanı, sabrı ve ruh saÄŸlığı el verdiÄŸi ölçüde genel örneklerden spesifik örneklere giderek yanılma marjını daraltmak kimi çalışmalarda baÅŸarılı sonuçlar vermiÅŸtir.

Doruk Somunkıran

Berklee College of Music mezunu olan Doruk Somunkıran, film, dizi ve reklam müziği çalışmalarını halen İstanbul'da sürdürmekte, bir yandan da Modern Müzik Akademisi çatısı altında müzik teknolojisi dersleri vermektedir.

  8 yorum yazılmış to “İş Dünyasından DerlenmiÅŸ Zor İnsan Tiplemeleri”

  1. Yazın o kadar güzel ki, müzik kariyeri yapmak isteyen herkese ders olarak okutulmalı, pratik olarak sahnelenip egzersiz yaptırtılmalı.

    Bookmark. Bookmark. Copy/Paste. Save As. delicious. Re-tweet.

    • TeÅŸekkürler İlter :-) Özellikle sahneleyip egzersiz yaptırma fikrine bayıldım. Hocalık yaptığım dönemde “zor müşteri” rolünü oynayıp öğrencilerime iÅŸ görüşmesi simülasyonu yaptırıyordum, böylece yukarıdaki senaryoların çoÄŸunu önceden yaÅŸayıp ilk ÅŸoku atlatmış oluyorlardı…

  2. Doruk cum…Super ozetlemiÅŸsin..BaÅŸetme reçetelerin de harika…İlter arkadaşın dediÄŸi gb yapıyor ve oÄŸluma yonlendırıyorum hemen…herÅŸeye raÄŸmen sene de bir rehabilitasyon ÅŸart….kendine dikkat et kardeÅŸim…

  3. Hocam gerçekten çok çarpıcı yazılar;) teşekkürler

  4. Hocam müthişsiniz!!! Bilgi paylaşımınız ve yazım üslubunuzla sizinle dersteymişiz gibi hissettim gerçekten teşekkürler: ))

 Cevap bırak

Connect with Facebook

(zorunlu)

(zorunlu)

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

 
© 2012 Doruk Somunkıran Suffusion theme by Sayontan Sinha
Performance Optimization WordPress Plugins by W3 EDGE